6 Ocak 2020 Pazartesi

Tanrılar Çıldırmış Olmalı (film özeti)


                                     TANRILAR ÇILDIRMIŞ OLMALI FİLM ÖZETİ     

        

İlkel yaşama yönelik olarak yaşayan Xi ve kabilesi medeniyetten ve modern hayattan bir haber Afrika hayatı yaşamaktadırlar. Bu kabile Batı kültüründen tamamen uzakta yaşamaktadırlar. Telefon, bilgisayar, toplu taşıma, iş ya da yüksek binaların aksine daha ilkel ütopik bir yaşam sürdürmektedirler. Batı kültürünün ve modernizmin tamamen dışında bir hayata kucak açmışlardır. Yine hayatlarına normal bir günde devam ederken, kabilenin üzerinden bir uçak geçmektedir. Uçağı kullanan pilot içtiği Cola şişesini uçaktan aşağıya atmıştır. Şans ki bu cam Cola şişesi kabilenin hemen yanına düşmüştür. Aslında her şeyin başlangıcı olacak bu Cola şişesi bizlere şu anda toplumumuz da birçok ayrımcılığın, rekabetin temsilidir.
          Kabile gökyüzünden gelen şişenin aslında tanrının onları bir tür cezalandırma olarak göndermiş olduğunu düşünmektedir. Çünkü gelen şişenin ne olduğunu kabilede ki hiç kimse bilmemektedir. Xi düşen şişeyi almaya gidiyor filmin ortalarına doğru. Şişeyi eline aldıktan sonra şişe ile ne yapması ya da yapacaklarını tahmin edemiyor. Şişeyi kabilesine götürüyor. Kabiledeki tüm fertler bu şişeyi inceliyorlar fakat ne olduğuna anlam veremiyorlar. O ana kadar kabile üyeleri temel ihtiyaçları olan yiyecek, ağaç kesme, avlanma gereksinimlerini oydukları, sivrilttikleri taşlardan ve aletlerden gideriyorlardı. Kabile de herkesin bir iş bölümü vardır. En yaşlı olanlar en genç olanlara iş konusunda yardımcı oluyorlar, kabilenin genç erkekleri avlanıyor, kadınlar getirilen hayvanları kesiyor, postlarından giyecek ve barınma eşyaları yapıyorlardır. Şişenin gelmesi ile bu düzen başlarda fark edilmese de sonunda düzeni alt üst etmeyi başarıyor. İlk önce şişeyi kabile üyelerinin en yaşlısı incelerken şişeye parmağını sokuyor ve parmağı orada kalıyor. Daha sonra şişe kabilenin eğlencesi haline gelerek birçok güldürü amacıyla kullanılıyor. Daha sonra şişe deri inceltmede, müzik aleti yapmada, deri üzerinde şekiller yapmada, yiyecek ezmede, yiyecek parçalamada kullanılıyor. Aslında herkes kendi işini sırasıyla yapıyor. Fakat problem şurada ki hayatlarını kolaylaştıran Cola şişesinden yalnızca bir tane olduğu için herkes bir anda kullanmak istiyor. Kabilede ki kadınlardan biri şişeyi kullanırken diğer kadın geliyor ve iş yapan kadının elinden şişeyi alıyor. İki kadın arasında şişe kavgası çıkıyor. İkisi de kendisinde kalmasını istiyor ama ne o bırakıyor ne de diğeri. Kadınlardan biri en son diğerinin kafasına şişe ile vuruyor ve diğer kadın acılar içerisinde yere atıyor kendini ve bağırmaya başlıyor.
Bunu gören Xi şişeyi ikisinin elinden alarak tanrılara geri yollamak için gökyüzüne fırlatıyor. Ama bilmiyor ki modern hayatı kolaylaştıran ürünün, insan hayatında ki ayrımlara, rekabete dönüştüğünü. Daha sonra şişe yüksek bir ivme ile yere düşüyor ve Xi son andan kafasına şişenin gelmesinden kurtuluyor. Tekrar denemek istiyor. Tekrar attığında bu sefer küçük çocuğun başına isabet ediyor. İşler iyice çığırından çıkmaya başlamıştı artık. Xi çok sinirlenerek şişeden bir an önce kurtulması gerektiğini düşünüyor ve kabilesinden uzak bir yere şişeyi gömüyor. Kabile şaşkın bir şekilde hep bir arada oturuyor ve tanrıların neden onlara kızdığını ve onları cezalandırdığını düşünmeye başlıyorlar. Ve o şişeye “lanetli” adını taktılar. Ve Xi yarın yola çıkacağını ailesi ile o gece paylaşır. Ve yola çıkar.
        Bu sırada 2.000 mil uzaklıkta ki Bronx Eyaletinde birtakım olaylar olmaktadır. Bu olaylar modern hayatın ne kadar karışık ve çekişmeli geçtiğini bize anlatmaktadır. Kendi halinde ki kabileyi bir şişe alt üst etmişse, günümüzde ki teknolojik, siyasi olayların savaşa yol açması gayet makul bir sebep aslında.
       Xi’ nin yola çıkarken ki amacı da dünyanın öbür ucuna gitmek ve şişeyi aşağıya atmak ama maalesef ki yolda başına birçok sürpriz gelmektedir. Modern dünyada ki halkın hırsı, aç gözlülüğü, ırkçılığı ve ayrımcılığı hem Xi ve ailesini de bulmaktadır. Xi o zamana kadar belki hiç görmediği yeni yeni şeyleri görmüştür yolculuğunda ama iyi yönden bakacak olursak artık şişede yoktur ortada.
     
       Film’ in bize anlatmak istediği aslında; hangi toplumda, hangi kültürde olursak olalım manevi ve maddi şeyler her zaman insanlığın ve kardeşliğin önüne geçmektedir. Xi’ n kabilesinde modern bir alet olmadan önce birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk en önemlisi ise insanlık vardı. Kimse kimseye saygısızlık yapmıyor, savaşa neden olabilecek hiçbir durum söz konusu olmuyordu. O kabile üyeleri Tanrılara inanıyor, kabile reisinin sözünden çıkmıyorlardı. Fakat modern dünyanın malzemesi ile hem aile göç etmek ve kaçmak zorunda kalıyor hem de Xi ailesinden ve yaşadığı yerden ayrılmak zorunda kalıyor. Filmin benim üzerimde bıraktığı etki dünyevi şeylerin insanlığımızı alıp götürmemesi. Kardeşliğimizin baki kalması. Boşuna dünya malı dünyada kalır dememişlerdir. Daha sonra büyük bir ayrılık yaşan kabile üyeleri, bir şişe yüzünden ayrılmak yerine, kendilerini modern dünyaya adapte edip yaşamak yerine kendi bildikleri gibi, gelenekleriyle, kültürleriyle yaşamaya devam etmişlerdir. Çünkü gerçek duygular, gerçek insanlık, içimizde ki güç biz yaşattığımız sürece var olmaya devam edebilir…          

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder