Günümüzde bir kadın olarak bizi etkileyen en büyük
olaylardan biri kadına şiddettir. Ne taraftan bakarsanız bakın büyük bir
toplumsal sorundur. Mesela, şiddet dendiğinde, ilk akla gelen fiziksel şiddet
olur. Oysa fiziksel olmayan şiddet biçimleri de son derece yaygındır. Kadın ve
kızlara çok zararlı etkileri vardır; örneğin hakaret, aşağılama, küçümseme, eve
kapama, zorla cinsel ilişki kurma, ölümle tehdit etme, gibi. Fakat ülkemizde
şiddet yaşayan ve uygulayan pek çok kişi tarafından şiddet olarak tanımlanmaz
ve daha az önemsenir. Kadına daima ikinci vatandaş muamelesi yapılır.
Kadına yönelik şiddet, yaşam döngüsü içinde
ele alındığında, çok eskilere dayandığı görülür. Aile içinde sahip olunacak
çocuğun cinsiyetinin kız çocuklar aleyhine belirlenmesi, kız bebeklerin
öldürülmesi, kız çocuklarının cinsel istismarı, dövülmesi, çeyiz, başlık
parası, namus cinayetleri, flörtte şiddet, evlilikte hırpalanma, dayak,
tecavüz, ekonomik ve psikolojik baskı ve cinsel organlara zarar verici
uygulamalar, işyerinde ve diğer kurumlarda cinsel ve psikolojik şiddet, kadın
ticareti, fahişeliğe zorlama, yaşlılıkta fiziksel, cinsel ve psikolojik
saldırıya uğrama, cinayete kurban gitme şeklinde gerçekleşmektedir. Evet
hepimizce şiddet kötü bir davranış biçimidir fakat karşı tarafa neden böyle bir
cezai yaptırım uygulanır ? Kadına yönelik şiddetin altına yatan nedenler
nelerdir? Çoğu insan bunları hiç düşünmeden yargılar karşı tarafı. Oysa altında
yatan nedenler pek de önemli değildir karşı taraf için. Bir insanın bir diğer
insana şiddet uygulaması ağır psikolojik nedenler içermektedir. Derine inecek
olursak, şiddet uygulayan erkeğin küçüklüğünde geçirdiği travmalar, ailenin
yapısı ve çocuğa olan tutumu da yer almaktadır. Örneğin, Ali küçüklüğünde
duvara resim çizdiği için, ödevlerini yapmadığı için, yemeğini yemediği için,
ailesinden baskı ve şiddet görmüş olabilir. Ali’nin annesi ve babası en ufak
şeyden bile kavga etmiş olabilir. Ve aile çocuğuna sağlıklı bir gelecek
hazırlamamış olabilir. Bunların sonunda Ali’nin içten içe yaşadığı bocalama ve
ailesine kızgınlığı ileride eşine ve çocuklarına da aynı döngüde ilerlemiş
olabilir. Lakin böyle durumlarda profesyonel yardım almak en doğrusu olacaktır.
Kadına, erkeğe, gence, yaşlıya, hayvana yapılan her türlü şiddet, şiddettir ve
doğru bir davranış değildir. Örneğin Rusya da yapılan bir araştırmaya göre
kadınlara; ‘Erkeğin şiddet uygulayanını mı yoksa nazik, şefkatli ve sevecen
olanını mı tercih edersiniz?’ diye sorduklarında kadınların %95 ‘Erkeğin kadına
şiddet uygulayanı makbuldür. Erkek kadına sözünü dinletecek, gerekirse kadınına
şiddet uygulayacaktır.’ demişlerdir.
Peki ya kadına ve tüm diğer
canlılara şiddeti nasıl önleyebiliriz? Bana göre bu sorunun cevabı çok basit.
Devletin bu gibi şiddet olaylarına daha büyük cezalar vermesi. Kadınların bilinçlendirilmesi.
Kadın ne kadar bilinçlenirse, çocukları da bir o kadar bilinçlenecektir ve daha
sağlıklı bireyler yetişecektir. ‘Kocasının eline bakmayacak’ şekilde ekonomik
özgürlüğe kavuşması, kadın istihdamının özendirilmesi, istihdam garantili
“Kadın Beceri Kursları”nın yaygınlaştırılması, kadınların örgütlenmelerinin
önünün açılması, kadın örgütlerinin mücadelesi, medya desteği ve toplumsal
duyarlılığın sağlanması gerekmektedir. Az da olsa bunları yaptığımız taktirde
kadına şiddet oranları yarı yarıya düşeceğini düşünüyorum. Sonuç olarak: Kadına
yönelik şiddet; hepimize uygulanan şiddettir.